Tansiyon İlaçları: Antihipersantif İlaçlar Nedir?
Antihipertansif ilaçlar, tıpta genellikle “tansiyon düşürücü ilaçlar” olarak adlandırılan ve yüksek kan basıncını (hipertansiyonu) tedavi etmek amacıyla kullanılan ilaç grubudur.
Vücudumuzdaki kan basıncını normal sınırlar içinde tutmak için kullanılan, farklı kimyasal yapılara sahip olan ancak aynı amaca yönelik ilaçların genel adıdır. Doktorlar, hastanın tansiyon değerine, yaşına ve eşlik eden diğer hastalıklarına (şeker, böbrek rahatsızlığı vb.) göre bu gruptan uygun olanı seçer.
Bu ilaçların temel görevi, sadece “üst tansiyonu” veya “alt tansiyonu” düşürmek değil, vücuttaki kan dolaşımını düzenlemektir.
Antihipertansif ilaçlar neden önemli?
Yüksek tansiyona genellikle “Sessiz Katil” denir. Çünkü kişinin tansiyonu 20-30 yıl boyunca yüksek olabilir ama kendini hiçbir belirti veremeyebilir. Kişi kendini sağlıklı hissederken, damarları yavaş yavaş parçalanmaya devam eder. Antihipertansif ilaçlar, bu sessiz süreci durdurarak kişiyi farkında olmadan gelen tehlikelerden korur. Tansiyon yüksek olduğunda, kalp kanı damarlara pompalamak için normalden çok daha fazla güç harcamak zorunda kalır. Tıpkı bir musluğu kısıp hortumdan daha güçlü su basmaya çalışmak gibidir. Bu durum zamanla kalp kasının kalınlaşmasına ve yorulmasına (kalp büyümesi) yol açar. İlaçlar kalbin yükünü hafifleterek kalp krizini ve kalp yetmezliğini engeller. Böbreklerimiz ince kılcal damar yumağından oluşur. Sürekli yüksek basınç, bu hassas damarları zamanla patlatır ve harap eder. Türkiye’de ve dünyada pek çok insanın böbrek yetmezliği nedeniyle diyalize girmesinin temel sebebi kontrolsüz tansiyondur. Antihipertansif ilaçlar, böbreklerin ömrünü uzatır.
Antihipersantif ilaçların türleri
Diüretikler (İdrar Söktürücüler):
Böbreklerin çalışmasını etkileyerek vücuttaki fazla sodyum (tuz) ve suyun idrar yoluyla atılmasını sağlarlar.
Vücuttaki sıvı miktarı azaldığında, kan damarlarının içindeki hacim düşer ve böylece damarlara binen basınç azalır.
Sıklıkla ödem olan hastalarda veya başka ilaçlarla birlikte kullanılırlar.

Halka Diüretikler (Loop Diüretikler)
Bu gruba “yüksek tavanlı diüretikler” de denir çünkü diğer ilaçlara göre çok daha güçlü bir idrar söktürücü etkileri vardır. Adlarını, etkiledikleri bölgelerin mikroskobik şeklinden alırlar (Henle kulpakının yükselen kısmı “loop” yani halka şeklindedir). Nefronun Henle kulpakının kalın kalkan yükselen kolunda (TAL) etki ederler.
Buradaki Na⁺-K⁺-2Cl⁺ (Sodyum-Potasyum-Klorur) taşıyıcılarını bloke ederler. Böbreğin su ve tuz geri emilimini ciddi oranda engellerler (%25’lik kısım buradadır). Böylece vücutta biriken çok miktarda sıvı hızla idrar yoluyla atılır.
Kullanım Alanları
-
Kalp yetmezliğine bağlı vücutta şiddetli ödem (şişlik) olduğunda.
-
Akciğer ödemi (akut solunum yetmezliği) gibi acil durumlarda.
-
Böbrek fonksiyonları ciddi bozulmuş hastalarda (Tiyazidler çalışmazken bunlar çalışabilir).
Örnek İlaçlar
Furosemid (Lasix), Bumetanid, Torasemid
Yan Etkiler
-
Hipokalemi (Potasyum Düşüklüğü): Çok fazla potasyum idrarla atılır. Bu kalp ritim bozukluklarına yol açabilir.
-
Kulak çınlaması ve işitme kaybı (özellikle yüksek dozda hızlı verildiğinde).
-
Dehidrasyon (aşırı su kaybı).
Tiyazid Diüretikler (Tiyazid Benzeri Diüretikler)
Tansiyon tedavisinde en sık reçete edilen ilaç grubudur. Etkileri halka diüretikler kadar şiddetli değildir ancak tansiyonu düşürmek için yeterlidir. Nefronun distal tübül (DCT) başlangıcında etki ederler.
Na⁺-Cl⁻ (Sodyum-Klorur) taşıyıcılarını engellerler. Orta derecede su ve tuz atılmasını sağlarlar. Damarları doğrudan gevşeterek (vazodilatasyon) tansiyonu düşürücü ekstra bir etkileri daha vardır.
Kullanım Alanları
- Esansiyel (birincil) Hipertansiyon: Yüksek tansiyon tedavisinde “ilk basamak” ilaçtır. Yaşlı hastalarda sıklıkla tercih edilir.
Örnek İlaçlar
Hidroklorotiyazid, Klorotalidon, İndapamid.
Önemli Yan Etkiler ve Dikkat Edilecekler
Hipokalemi: Yine potasyum kaybına neden olabilirler (genellikle doktorlar potasyum takviyesi veya potasyum tutucu ilaçla birlikte reçete eder).
Metabolik Etkiler: Kan şekerini (glikoz) ve kandaki ürik asit düzeyini yükseltebilirler. Bu nedenle diyabet veya gut hastalarında dikkatli kullanılır.
Hiperkalsemi: Kalsiyum atılmasını azaltırlar, bu da kemik sağlığı için iyi olabilir ama kalsiyum seviyesi yüksek olanlar için risktir.
Potasyum Tutucu Diüretikler
Bu ilaçlar, isminden de anlaşılacağı üzere vücuttan potasyum atılmasını engeller. Diğer ilaçlar kadar güçlü idrar söktürücü etkileri yoktur, genellikle başka ilaçlarla kombine edilirler. Toplama kanallarında (Kortikal Toplama Kanalı) etki eder.
Aldosteron Antagonistleri (Örn: Spironolakton): Vücuttaki “Aldosteron” hormonu, vücudu su tutmaya zorlar. Bu ilaçlar o hormonun reseptörünü bloke eder.
Sodyum Kanal Blokerileri (Örn: Amilorid): Doğrudan sodyumun hücre içine girmesini engeller.
Her iki mekanizma da sonunda sodyumun atılmasını sağarken, Potasyumun (K⁺) dışarı atılmasını engeller (böbreğe “Potasyumu tut” komutu verirler).
Kullanım Alanları
-
Kalp yetmezliği tedavisinde (Spironolakton ölümcül kalp yetmezliğinde yaşam süresini uzatır).
-
Halka diüretikler veya Tiyazidler kullanırken görülen potasyum düşüklüğünü önlemek için birlikte kullanılırlar.
Yan Etkiler
- Hiperkalemi (Potasyum Yüksekliği): Bu tehlikeli bir durumdur ve kalp ritmini durdurabilir. Bu ilaçları kullanırken potasyum açısından zengin besinlere dikkat edilmeli ve kan değerleri sık sık kontrol edilmelidir.
Karbonik Anhidraz İnhibitörleri
Bu grup, tansiyon düşürmek için birincil olarak kullanılmazlar ama şemada yer aldıkları için ve özel durumları oldukları için değinmek gerekir. Proksimal Tübül (PCT)‘de etki eder.
Böbrekteki “Karbonik Anhidraz” isimli enzimi bloke ederler. Bu enzim, sodyumun geri emiliminde ve bikarbonat üretiminde görevlidir. Genellikle hafif bir diüretik etki gösterirler.
Kullanım Alanları
-
Glokom (Göz Tansiyonu): Göz içi basıncını düşürmek için en sık kullanıldıkları yerdir.
-
Dağ Hastalığı: Yüksek rakımda görülen akut böbrek hasarını önlemek için.
-
Nadiren epilepsi tedavisinde.
Örnek İlaçlar
- Asetazolamid
ACE İnhibitörleri (Anjiyotensin Dönüştürücü Enzim İnhibitörleri)
Bu ilaçların ismindeki “ACE”, “Angiotensin Converting Enzyme” (Anjiyotensin Dönüştürücü Enzim) kelimelerinin kısaltmasıdır. Bu ilaçlar, vücudumuzdaki RAAS (Renin-Anjiyotensin-Aldosteron Sistemi) denilen, tansiyon düzenlemesinden sorumlu sistemin anahtarını bozar.
Karaciğerde “Anjiyotensinojen” adında bir madde üretilir. Kan dolaşımına girdiğinde, böbreklerden gelen “Renin” enzimiyle etkileşerek “Anjiyotensin I"e dönüşür. Akciğerlerde ve böbreklerde bulunan ACE enzimi, Anjiyotensin I’i çok güçlü bir damar daraltıcı olan Anjiyotensin II’ye dönüştürür.
ACE inhibitörleri, bu dönüştürme işlemini engeller. Yani Anjiyotensin I’in Anjiyotensin II’ye dönüşmesini bloke eder.
Buna sonuç olarak Damarları büzen Anjiyotensin II oluşmadığı için damarlar gevşer (dilatasyon) ve kan basıncı düşer. Anjiyotensin II olmadan böbrek üstü bezleri (adrenal) “Aldosteron” hormonunu salgılamaz. Aldosteron azaldığında, böbrekler su ve tuzu tutmaz, daha fazla dışarı atar (mild bir idrar söktürücü etkisi). ACE enzimi aynı zamanda “Bradykinin” adı verilen ve damarları genişleten bir maddeyi parçalar. ACE engellendiğinde Bradykinin birikir ve damarların daha fazla genişlemesine yardımcı olur. Ancak biriken bradykinin, bu ilaçların tipik yan etkisi olan kuru öksürüğe sebep olur.
ACE İnhibitörlerinin Türleri
Sulfhidril (Tiols) Grubu
Bu grup, ilaçların molekülünde bir sülfhidril grubu içerir.
Kaptopril, grubun ve pazardaki ilk ACE inhibitörünün örneğidir. Etkisi çok kısa sürer, bu yüzden günde genellikle 2-3 kez alınması gerekir. Acil durumlarda (hipertansif kriz) ağızdan çiğnenerek kullanılabilir. Ancak en çok yan etki görülen ilaçtır (tat alma bozukluğu ve döküntü).
Karboksil Grubu (En Sık Kullanılanlar)
Bu gruptaki ilaçlar “Pro-İlaç"tır. Yani ağızdan alındıklarında karaciğerde aktif şekline dönüşürler. Etki süreleri uzundur, genellikle günde bir kez alınmaları yeterlidir.
Enalapril
Uzun sürelerdir kullanılan klasik bir ilaçtır. Vücutta Enalaprilat isimli aktif maddesine dönüşür.
Lisinopril
En çok reçete edilen ilaçlardan biridir. Karaciğerde değişikliğe uğramadan direkt çalışır. Hem tansiyon hem de kalp yetmezliğinde yaygındır.
Ramipril
HOPE çalışması ile ünlenmiştir, özellikle kalp damar riski yüksek hastalarda (daha önce kriz geçirmiş, damar hastası vb.) ölüm oranlarını ciddi oranda azalttığı kanıtlanmıştır.
Perindopril ve Trandolapril
Avrupa yönergelerinde sıkça yer alan, 24 saat boyunca etkili olan güçlü ajanlardır.
Quinapril, Benazepril, Cilazapril
Diğer karboksil grubu örnekleridir
Fosfinil Grubu
Fosinopril, Karaciğerde ve böbreklerde her ikisinde de atıldığı için hafif-orta derecede böbrek yetmezliği olan hastalarda doz ayarlaması gerekmeden güvenle kullanılabilir.
ACE İnhibitörlerinin Görevleri ve Klinik Kullanım Alanları
Hipertansiyon Tedavisi
Birinci basamak tedavi seçeneğidir. Hem inatçı yüksek tansiyonu düşürür, hem de böbrek hasarını önler.
Kalp Yetmezliği (Heart Failure)
Kalbin zorlanarak çalıştığı durumlarda, bu ilaçlar kalbin önündeki yükü (afterload) azaltarak kalbin daha rahat kan pompalamasını sağlar. Kullanımı ölüm riskini düşürür.
Kalp Krizi Sonrası (Post-MI)
Bir kalp krizinden hemen sonra kalbin şeklinin bozulmasını (remodeling) engellemek için başlanır. Bu, ikinci bir krizi önler ve yaşam süresini uzatır.
Diyabetik Nefropati (Şeker Hastalarında Böbrek Koruma)
Bu en kritik görevlerinden biridir. Şeker hastalarında böbrek damarları hasar görür ve protein kaçağı başlar. ACE inhibitörleri, böbreğin süzme filtrelerindeki basıncı azaltarak böbreklerin “yorgunluğunu” giderir ve proteini idrara kaçışını durdurur. Bu sayede diyaliz ihtiyacını geciktirir.
Kronik Böbrek Hastalığı
Proteinüri (idrarda protein) olan hastalarda böbrek fonksiyonunu korumak için kullanılır.
ACE İnhibitörlerinin Önemli Yan Etkileri
Kuru Öksürük (Bradykinin)
Hastaların yaklaşık %20’sinde görülür. Sebebi, daha önce bahsettiğimiz “Bradykinin” maddesinin akciğerlerde birikmesidir. Geceleri artan, tahriş edici, balgamsız kuru bir öksürüktür.
Öksürük dayanılmaz hale gelirse, doktor ilacı bıraktırıp buna alternatif olarak ARB’leri (Losartan vb.) başlar. ARB’ler bradykinini artırmaz, bu yüzden öksürük yapmazlar.
Anjiyoödem (Dil ve Boğaz Şişmesi)
Çok nadir görülen ancak yaşamı tehdit eden bir durumdur. Dil, dudak, yüz veya boğazda ani şişme ve nefes darlığı yapar. Genellikle ırk olarak Afrika kökenli insanlarda ve sigara kullananlarda daha sık görülür. Bu durumda ilaç hemen kesilmelidir.
Hiperkalemi (Potasyum Yükselmesi)
Aldosteron hormonunu düşürdükleri için böbreklerden potasyum atılmasını azaltırlar. Potasyum kanda çok yükselirse kalbin durmasına neden olabilir. Bu yüzden bu ilaçları kullanan hastaların kan tahlilleri (potasyum değerleri) sık sık kontrol edilmelidir.
Böbrek Fonksiyonu (Kreatininde Yükselme)
Özellikle ilk kullanımda böbrek damarlarını genişlettikleri için kan akışı değişir. Bu bazen kandaki kreatin (böbrek fonksiyonu testi) değerlerinde hafif bir yükselme yapabilir. Ancak bu genellikle zararsızdır ve kabul edilebilir sınırlar içindedir.
ARB’ler (Anjiyotensin II Reseptör Blokerleri)
Modern tıpta yüksek tansiyon (hipertansiyon) tedavisinin vazgeçilmez ilaçlarından biridir. Tıpta genellikle “Sartanlar” diye de adlandırılırlar. Yapıları ve etkileri, daha önce bahsettiğimiz ACE inhibitörlerine çok benzer, ancak çalışma prensipleri birbirinden farklıdır.
Adlarındaki “Reseptör Blokeri” ifadesi, bu ilaçların nasıl çalıştığını bize söyler. ACE inhibitörleri, damarı büzen maddenin (Anjiyotensin II) üretimini engellerken, ARB’ler bu madde üretildikten sonra hücrelere (reseptörlere) tutunmasını engeller.
Vücutta tansiyonu yükseltmek için Anjiyotensin II maddesi üretilir. Bu madde, damar duvarlarındaki veya böbreklerdeki özel kilitlere (Reseptör - AT1 Reseptörleri) tutunarak “Daral!” emri verir. RB’ler bu kilitlerin (AT1 reseptörlerinin) üzerine çökerler ve tıkaç görevi görürler.
Anjiyotensin II kanda gezmeye devam eder ama hücredeki kilit dolu olduğu için etkili OLAMAZ. Damarlara daralma emri iletilemez, böylece damarlar geniş kalır veya genişler ve tansiyon düşer.
ACE İnhibitörlerinden Farkı (Neden Öksürük Yapmaz?):
ACE inhibitörleri, damarı genişleten bir madde olan Bradykinin maddesini parçalayan enzimi bloke ettiği için Bradykinin birikir ve öksürüğe neden olur. ARB’ler ise o enzime dokunmaz, doğrudan kilitleri bloke ettiği için Bradykinin birikmez ve öksürük yapmaz.
ARB’lerin Türleri
Tüm ARB’ler kimyasal yapı olarak “Bifenil-Tetrazol” türevleridir, ancak farmakolojik özelliklerine göre birkaç alt gruba ayrılırlar. İsimlerinin hepsinin sonunda “-Sartan” soneki vardır.
Tüm ARB’ler AT1 reseptörünü bloke eder, ancak bazıları daha uzun süreli etkiye sahiptir veya vücuttan farklı şekillerde atılırlar.
Uzun Yarı Ömürlü (Klasik) Sartanlar
Bu ilaçların etkisi uzun sürer, genellikle günde bir kez kullanılırler.
Losartan
Piyasadaki ilk ve en çok bilinen ARB’dir. Karaciğerde metabolize edilir. Ek olarak ürik asit düşürücü (ürikozürik) hafif bir etkisi vardır, bu yüzden Gut (Podagra) hastalarında tercih edilebilir.
Valsartan
Yaygın olarak kullanılan güçlü bir ARB’dir. Özellikle kalp yetmezliği tedavisinde (Val-HeFT çalışması) kanıtlanmış faydaları vardır.
Irbesartan
Şeker hastalarında böbrek koruma üzerine yapılmış çalışmalarla (IDNT, IRMA-2) ün kazanmıştır. Böbrek dostu olarak bilinir.
Kandesartan
Çok yüksek reseptör bağlanma kapasitesine sahiptir, yani kilitlere çok sıkı tutunur ve kopmaz. Bu yüzden etki süresi ve gücü çok yüksektir. Kalp yetmezliğinde ve inme sonrası kullanımı yaygındır.
Kontrollü Salım” veya Özel Yapanlar
Olmesartan Medoxomil
Bağılanma gücü (affinity) çok yüksektir. Tansiyonu düşürme etkisi diğerlerine göre bazen daha güçlü ve hızlı olabilir. Ateroskleroz (damar sertliği) üzerine olumlu etkileri tartışılmaktadır.
Telmisartan
RB’ler arasında en uzun yarı ömrü olan ilaçtır (yaklaşık 24 saatten daha fazla). Bu özelliği sayesinde ilacı almayı bir gün unutulan hastalarda bile kan basıncını koruma yeteneği çok yüksektir. Ayrıca “PPAR-gamma” aktivitesi sayesinde metabolik sendromu olan hastalarda (insülin direnci) ekstra fayda sağlayabilir.
Azilsartan
Yeni nesil ARB’dir. Karaciğerde çok güçlü bir aktif metabolite dönüşür ve çok güçlü bir tansiyon düşürücü etkiye sahiptir.
ARB’lerin Görevleri ve Klinik Kullanım Alanları
Hipertansiyon Tedavisi
Tüm dünya genelinde birinci basamak tedavi seçeneğidir. 24 saat boyunca kararlı tansiyon düşürücü etki sağlarlar.
ACE İnhibitörlerine Toleranssızlık
Bir hastaya ACE inhibitörü (örneğin Lisinopril) başlandıysa ama hasta dayanılmaz bir kuru öksürük geliştirdiyse, doktor ilacı kesip yerine genellikle bir ARB başlar. Bu, en sık yapılan “geçiş"tir.
Kalp Yetmezliği
Kalp kası zayıflamış hastalarda kalbin yükünü azaltarak kalbin yaşam süresini uzatırlar.
Kalp Krizi Sonrası
Kalp kası hasar görmüş hastalarda kalbin yeniden şekillenmesini (remodeling) engellerler.
Diyabetik Nefropati (Şeker Hastalarında Böbrek Koruma)
Şeker hastalarında böbreklerin süzme filtrelerindeki yüksek basıncı düşürürler. Proteinüri (idrarda protein kaybı) azaltarak böbrek yetmezliğini geciktirirler.
İnme (Felç) Riski Azaltma
Özellikle inme öyküsü olan veya inme riski yüksek yaşlı hastalarda, tansiyonu dengeli düşürerek tekrar inme riskini azaltırlar
ARB’lerin Önemli Yan Etkileri
ARB’ler genellikle çok iyi tolere edilirler. ACE inhibitörlerinin sık görülen yan etkilerini (öksürük, döküntü) taşımazlar.
Beta Blokerler (Beta Adrenerjik Reseptör Blokerleri)
Tıpta kalp ve damar hastalıklarının tedavisinde “taşların yerine koyma” rolünü oynayan en eski ve en köklü ilaç gruplarından biridir. Bu ilaçlar, vücudumuzun “savaş ya da kaç” (Fight or Flight) tepkisine neden olan adrenalin hormonunu bloke ederek çalışırlar.
Vücudumuzda kalp, akciğerler ve damarlar üzerinde “Beta Reseptörleri” denilen özel kilitler vardır. Bu kilitler, korku, heyecan, stres veya egzersiz sırasında salınan Adrenalin ve Noradrenalin hormonlarına karşı aşırı duyarlıdır. Bu hormonlar kilitlere takıldığında kalp hızlanır, damarlar daralır ve tansiyon yükselir.
Bu ilaçlar bu kilitlerin (reseptörlerin) önüne geçerek “Kilitli” durumunu sağlarlar. Yani adrenalin gelip kilitlere dayansa bile tutunamaz ve emir veremez.
Bunun sonucunda Adrenalin “hızlan” emri veremediği için kalp atış hızı düşer. Kalbin her atımda pompaladığı kan miktarı azalır, böylece kalbin oksijen ihtiyacı düşer. Kalbin her atımda pompaladığı kan miktarı azalır, böylece kalbin oksijen ihtiyacı düşer. Kalp yavaşladığı ve kan basıncı azaldığı için tansiyon düşer.
Beta Blokerlerin Türleri
Selektif (Seçici) Beta-1 Blokerler
Bu ilaçlar daha çok kalp üzerindeki Beta-1 reseptörlerini hedef alır, akciğer ve damarlar üzerindeki Beta-2 reseptörlerine dokunmazlar. Bu yüzden astım veya KOAH hastalarında daha güvenlidirler (yine de dikkatli olunmalıdır).
Atenolol
Eskiden çok popülerdi, kısa etkili olabilir, günde iki kez alınması gerekir.
Metoprolol (Metoprolol Succinate)
Yaygın olarak kullanılır, genellikle bir kez etkili “Retard” tabletler halinde üretilir. Hipertansiyon ve kalp krizi sonrası standarttır.
Bisoprolol
Kalp yetmezliği tedavisinde ve kalp yetmezliğine giden süreçte sıklıkla reçete edilir. Seçiciliği yüksektir.
Esmolol
Çok kısa etkisidir, damardan infüzyon olarak acil durumlarda kalp atış hızını aniden düşürmek için kullanılır.
Non-Seçici (Seçici Olmayan) Beta Blokerler
Hem kalp (β1) hem de akciğer/damar (β2) reseptörlerini bloke ederler. Akciğerlerdeki reseptörü de bloke ettikleri için astım ve KOAH hastalarında kullanılmazlar (hava yollarını daraltabilirler).
Propranolol
Tarihe geçmiş ilk beta blokerdir. Ayrıca tiroid bezinin çalışmasını frenlediği için Tirotoksikoz (Zehirli Guatr) ataklarında ve Performans Anksiyetesinde (sahne korkusu) kullanılır.
Nadolol
Uzun etkili, birim zamanda alınması gereken tablet sayısı azdır.
Timolol
Genellikle damla olarak göz tansiyonu (Glokom) tedavisinde kullanılır.
Vazodilatör (Damar Genişleticik) Özelliği Olanlar (3. Nesil)
Bu grupta ilaçlar, sadece beta bloke etmekle kalmaz, aynı zamanda damar üzerindeki alfa reseptörlerini de bloke ederek damarları genişletirler. Bu sayede kan daha kolay akar.
Karvedilol (Dilatrend)
Hem Beta hem de Alfa bloke eder. Güçlü bir antioksidandır ve kalp yetmezliği tedavisinde en çok tercih edilen ilaçtır.
Labetalol
Gebelikteki yüksek tansiyon krizlerinde (Preeklampsi) güvenle kullanıldığı için önemlidir.
Nebivolol
Yeni nesildir. Damarları genişletmek için azot oksit (NO) mekanizmasını kullanır. Cinsel fonksiyon üzerindeki yan etkileri daha azdır, metabolik etkisi daha olumludur (kolesterolü etkilemez).
Beta Blokerlerin Görevleri ve Klinik Kullanım Alanları
Hipertansiyon (Yüksek Tansiyon)
Kan basıncını düşürmek için kullanılırlar. Ancak günümüzde yaşlılarda “ilk başlanacak ilaç” olarak sıklıkla kullanılmayabilirler, daha çok kalp damar riski olan genç veya orta yaşlı hastalarda tercih edilirler.
Kalp Krizi (Myokard İnfarktüsü) Sonrası
Bu, en kritik görevlerinden biridir. Bir kalp krizinden sonra kalp çok hassastır ve stres hormonlarına karşı tepki verebilir. Beta blokerler kullanıldığında, ikinci bir kalp krizi ve kalp krizine bağlı ölüm riski ciddi oranda azalır.
Angina Pektoris (Göğüs Ağrısı)
Kalbin oksijen ihtiyacını düşürdükleri için, merdiven çıkarken veya yürürken gelen göğüs ağrılarını önlerler.
Kalp Ritim Bozuklukları (Aritmi)
Çok hızlı atan kalbi (sürekli çarpıntı halinde) yavaşlatmak için kullanılırlar. Örneğin Atriyal Fibrilasyon hastalarında kalp hızını kontrol etmek için “standart” ilaçtır.
Kalp Yetmezliği (Heart Failure)
Bir zamanlar kalp yetmezliğinde yasaklanmıştı, ancak şimdi kalbi yoran yüksek hızlı atışları engelledikleri için (örneğin Karvedilol, Bisoprolol) kalp yetmezliği tedavisinde hayat kurtarıcıdır.
Migren Profilaksisi
Başlangıçta migren için tasarlanmamışlardır ama kalbe olan yavaşlatıcı etkilerinden dolayı, migren ataklarının sıklığını ve şiddetini azaltırlar.
Glokom (Göz Tansiyonu)
Göz içi basıncını düşürmek için bazı beta bloker damlaları (Timolol vb.) kullanılır.
Beta Blokerlerin Önemli Yan Etkileri
Yorgunluk ve Halsizlik
Kalbinizi zorlamakten kaçındığı için bazen normalden daha “uyuşuk” hissettirebilir.
Soğuk Eller ve Ayaklar
Damarların hafifçe daralmasına neden olarak ekstremitelerdeki kan akımını azaltabilirler (Raynaud fenomenini kötüleştirebilir).
Bradikardi (Çok Yavaş Kalp Atışı)
Kalp atışı normalin altına (örneğin 55 altı) düşerse, baş dönmesi ve bayılma hissi yapabilir. Bu durumda doz düşürülür.
Erkeklerde Cinsel Fonksiyon Bozukluğu
Ereksiyon sorunlarına neden olabilirler (Nebivolol gibi modern türler daha az yapar).
Akciğer/Kas Krampları
Non-seçici tipler astımı tetikleyebilir, bazen baldırlarda ağrı krampları yapabilirler.
Kalsiyum Kanal Blokerleri (KKB)
Tıpta yüksek tansiyon ve göğüs ağrısı (anjina) tedavisinde dünya çapında en sık kullanılan ilaç gruplarından biridir. Etki mekanizmaları oldukça bilimsel ve net bir prensibe dayanır: “Kalbin ve damarların çalışması için gerekli olan kalsiyumu girişte durdururlar.”
Kasların kasılması için kalsiyum iyonlarına ihtiyacı vardır. Kalbimiz bir kastır, damarlarımızın duvarlarındaki kaslar da kastır. Bu kaslar kasılmak için kalsiyumu hücrelerine çekerler.
KKB’ler, hücre yüzeyindeki “Kalsiyum Kanalları” olarak bilinen kapıların önüne kapanarak kalsiyumun kas hücresine girmesini engeller.
Sonuç olarak, Vücuttaki kalsiyum, kalp kasına ve damar duvarındaki kasa giremez. Kalsiyum olmadan kaslar kasılamaz (kasılma gücü azalır) veya gevşerler. Damar duvarındaki kaslar gevşer, damar genişler. Kan daha kolay akar ve tansiyon düşer. albin kasılma kuvveti ve hızı düşer (sadece non-dihidropiridin tiplerinde).
KKB’lerin Türleri
Dihidropiridin Kalsiyum Kanal Blokerleri (Vasküler Seçici)
Bu gruptaki ilaçlar daha çok damarları etkiler. Kalp hızını çok fazla değiştirmezler (bazen kalp hızını hafif artırabilirler - refleks taşikardi). Tansiyon tedavisinde en çok kullanılan tür budur. İsimlerinin çoğunda “-pin” soneki vardır.
Amlodipin
En popüler ve en çok reçete edilen KKB’dir. Uzun yarı ömrü vardır, yani hasta bir gün ilaç almayı unutsa bile tansiyonu korur. Genellikle günde bir kez kullanılır. En büyük dezavantajı ayak bileklerinde ödem (şişlik) yapmasıdır.
Felodipin
Amlodipin benzeridir, yaşlılarda sık kullanılır.
Nifedipin (Retard)
Daha eski bir ilaçtır, ancak damardan hızlı verildiğinde tansiyonu çok ani düşürebildiği için günümüzde ağızdan yavaş salınımlı (Retard) tabletler olarak kullanılır.
Non-Dihidropiridin Kalsiyum Kanal Blokerleri (Kalp Seçici)
Bu gruptaki ilaçlar daha çok kalbi ve kalbin elektrik sistemini etkiler. Damar genişletme etkileri dihidropiridinlere göre daha azdır ama kalbi yavaşlatma etkileri çok yüksektir.
Verapamil
Güçlü bir kalp yavaşlatıcıdır. Göğüs ağrısı ve kalp ritim bozukluklarında (SVT) kullanılır. Kalp yetmezliği olanlarda kullanılması güvenli değildir (çünkü kalbi çok yorar). Ayrıca kabızlık yapabilir.
Diltiazem
Verapamil ve Dihidropiridinlerin tam ortasındadır. Hem kalbi biraz yavaşlatır hem de damarları genişletir. Hipertansiyon, anjina ve bazı ritim bozukluklarında kullanılır.
KKB’lerin Görevleri ve Klinik Kullanım Alanları
Hipertansiyon (Yüksek Tansiyon)
Özellikle yaşlılarda ve Afrika kökenli hastalarda çok etkilidir. Sistolik tansiyonu (büyük tansiyon) düşürmede çok başarılıdırlar. Tıpta “Sürekli Tansiyon Düşürücü” olarak bilinirler; tansiyonu düşürürken kalbi hızlandırmazlar, bu yüzden genç hastalarda da rahatça kullanılırlar.
Anjina Pektoris (Göğüs Ağrısı)
Göğüs ağrısı, kalbin oksijensiz kalmasıdır. Bu ilaçlar kalbin çalışma temposunu yavaşlatarak kalbin oksijen ihtiyacını azaltır. Ayrıca damarları genişleterek kalbe giden kan akışını artırır. Vazospastik Anjina (Prinzmetal Anjina) gibi damarların spazm yaparak ağrı yaptığı durumlarda “bir numaralı” ilaçtır.
Kalp Ritim Bozuklukları (Supraventriküler Taşikardi)
Kalbin çok hızlı attığı durumlarda (örneğin atriyal fibrilasyonun hızlı atımını düşürmek için) doktorlar bu ilaçlardan (özellikle Non-Dihidropiridin tiplerini) tercih edebilir.
Raynaud Fenomeni
Soğukta parmakların bembeyaz olması ve ağrıması (damar spazmı) durumunda, damarları genişlettikleri için bu hastalara da verilir
Subaraknoid Kanama (Beyin Kanaması Sonrası)
Beyindeki damarların kanama sonrası spazm yapmasını engellemek için damardan “Nimodipin” adlı KKB kullanılır.
KKB’lerin Önemli Yan Etkileri
Periferik Ödem (Şişlik)
Özellikle Amlodipin kullanımında ayak bileklerinde hafif veya orta şiddetli şişme görülebilir. Bunun sebebi tuz-tuz tutması değil, küçük damarların genişleyip kılcal damarlardan sızdırma yapmasıdır. Bacakları yukarı kaldırmakla azalır.
Diş Eti Büyümesi (Gingival Hiperplazisi)
Uzun süreli kullanımda diş etlerinin büyümesine neden olabilirler (özellikle Nifedipin ve Amlodipin). Diş hekimi gözetimi gerekir.
Kabızlık
Özellikle Verapamil kullanımında sindirim sistemi yavaşlayabilir.
Bradikardi ve Kalp Bloğu
Non-dihidropiridin tiplerde kalp atışı çok düşebilir.
Gripal Belirtiler
Başlangıçta bazen yorgunluk, yüzde kızarma ve baş dönmesi olabilir.
İlaç Etkileşimi
Greyfurt suyunun (Grapefruit), bu ilaçların vücuttan atılmasını engellediği bilinir. Amlodipin veya Verapamil kullanan hastaların çok fazla greyfurt suyu içmemesi önerilir (kan ilaç seviyesini tehlikeli derecede yükseltebilir).
Alfa Blokerler (Alfa Adrenerjik Reseptör Blokerleri)
Tıpta hem yüksek tansiyon (hipertansiyon) hem de ürolojik rahatsızlıklar (idrar yolları sorunları) tedavisinde kullanılan özel bir ilaç grubudur. Tıpkı Beta blokerler gibi, vücudumuzdaki sinir sistemine çalışarak etki ederler ancak hedef aldıkları “kilitler” farklıdır.
Bu ilaçların en belirgin özelliği, sadece kalbi değil, damarları ve özellikle prostat bezini etkilemeleridir.
Nedir?
Vücudumuzda “Adrenalin” ve “Noradrenalin” hormonlarına duyarlı iki tip reseptör (alıcı) vardır: Alfa Reseptörler ve Beta Reseptörler.
-
Beta Reseptörler: Çoğunlukla kalp ve akciğerlerde bulunur.
-
Alfa Reseptörler: Çoğunlukla kan damarlarında ve idrar torbasının boynu ile prostat bezinde bulunur.
Bu reseptörler doğal olarak “büzülme” emri alırlar. Vücut stres altındayken veya sinir sistemi aktif olduğunda, damarlardaki Alfa reseptörleri uyarılır ve damarlar daralır. Bu da tansiyonun yükselmesine neden olur.
Bu ilaçlar, damarlardaki ve prostatdaki Alfa reseptörlerinin önüne geçerek (blok ederek), adrenalinin buraya tutunmasını engellerler.
Damarlarda, Alfa reseptörleri bloke olunca, damarlar “daralma” emrini alamazlar ve aksine genişler (gevşerler).
Prostatta, Mesane boynundaki kaslar gevşer ve idrar yolu açılır.
Alfa Blokerlerin Türleri
Seçici Olmayan Alfa Blokerler (Klasik / Eski Nesil)
Hem Alfa-1 hem de Alfa-2 reseptörlerini bloke ederler. Bu yüzden yan etkileri daha fazladır ve tansiyon düşürdüklerinde çok ciddi düşürebilirler. Günümüzde tansiyon için pek kullanılmazlar.
Fentolamin
Sadece damardan verilir, genellikle feokromositoma krizlerinde acil kullanılır.
Fenoxybenzamine
Uzun süre etkili olanıdır, nadiren kullanılır.
Seçici Alfa-1 Blokerler (Güncel Kullanım Alanı)
Sadece Alfa-1 reseptörlerine etki eder. Bu sayede damarları ve prostati etkilerken, kalp hızında aşırı artış yapmazlar (Alfa-2’yi engellemedikleri için). Tıpta bu grup en yaygın kullanılanıdır.
Prazosin
Tansiyon için ilk üretilen seçici ilaçtır. Kısa etkilidir, genellikle günde 2-3 kez alınır. Uyku getirdiği için akşamları verilir.
Tamsulosin (Flomax)
Özellikle Prostat (BPH) için tasarlanmıştır. Tansiyon düşürücü etkisi çok azdır, ağırlıklı olarak prostat üzerindeki düz kaslara etki eder. Bu yüzden tansiyonu normal olan ama idrar kaçıran yaşlı erkeklerde güvenle kullanılır.
Doksazosin
Tansiyon düşürücü etkisi de vardır, prostat tedavisinde de kullanılır. Günde bir kez alınır, özelliği ilki alındığında çok ciddi tansiyon düşüklüğü yapabilmesidir (daha doz yavaş başlanır).
Terasosin
Tamsulosin ve Doksazosin arası bir profildedir, hem BPH hem hipertansiyonda kullanılır.
Alfuzosin
Genellikle sadece BPH (prostat) tedavisinde tercih edilir.
Alfa Blokerlerin Görevleri ve Klinik Kullanım Alanları
Hipertansiyon (Yüksek Tansiyon) Tedavisi
Tıpta, yüksek tansiyon için “ilk basamak” (önce kullanılan) bir seçenek değildirler. Genellikle başka ilaçlar (ACE inhibitör, Beta bloker vb.) yeterli olmadığında veya yan etki yaptığında “ek tedavi” olarak kullanılırlar.
Vücuttaki küçük atardamarları (arteriyoller) ve toplardamarları genişleterek kan basıncını düşürürler.
Kullanım Alanları
Feokromositoma
Böbrek üstü bezlerinde nadir görülen ve çok yüksek tansiyona neden olan bir tümör durumunda, ameliyattan önce tansiyonu kontrol etmek için kullanılırlar.
Kalp Yetmezliği
Bazı tipleri (Doksazosin), kalbin yükünü azaltmak için kullanılabilir.
İyi Huylu Prostat Büyümesi (BPH - Benign Prostat Hiperplazisi)
Alfa Blokerlerin en yaygın ve “yedek” olmayan kullanım alanı burasıdır. 50 yaş üzerindeki erkeklerde görülen idrar tutukluğu ve sık sık idrar yapma şikayetlerinde “standart” ilaçtır.
Prostat bezi, mesanenin tam boynuna yerleşmiştir. Büyüdüğünde mesane boynunu sıkıştırarak idrarın dışarı çıkmasını zorlaştırır.
Alfa Blokerler, prostat ve mesane boynundaki düz kasların gevşemesini sağlar. Böylece “idrar yolu otobanı” trafiğe açılır ve hasta rahatça idrarını yapabilir.
Bu ilaçlar prostatın büyüklüğünü küçültmez, sadece büyümüş prostatın yarattığı tıkanıklığı (spazmı) gevşetir.
Alfa Blokerlerin Önemli Yan Etkileri
Postüral (Ortostatik) Hipotansiyon (Baş Dönmesi)
Bu en bilinen ve en önemli yan etkidir. İlaç ilk içildiğinde damarlar aniden gevşer. Kişi hızla ayağa kalktığında kan ayaklara birikir, beynine yeterince gidemez ve kişi kararan gözler, bayılma hissi veya şiddetli baş dönmesi yaşar.
Çözüm: İlk doz genellikle yatmadan önce alınır ve yataktan kalkarken çok yavaş kalkılır.
Refleks Taşikardi (Kalp Hızlanması):
Klasik (seçici olmayan) alfa blokerlerde görülür. Tansiyon düştüğü için vücut bunu telafi etmek ister ve kalbi hızlandırır.
Retrograd Boşalma (Cinsel Fonksiyon)
Erkeklerde bu ilaçların kullanımıyla birlikte, boşalma sırasında spermin dışarı gelmesi yerine idrar kesesine geri kaçması görülebilir. Bu sağlığa zararlı değildir ama kısırlığa neden olabilir. (Tamsulosin ve diğerlerinde görülebilir).
Burun Tıkanıklığı (Konjestiyon)
Burundaki damarların genişlemesine neden olarak hapşırma ve burun akıntısı yapabilir.
Direkt Etkili Vasodilatörler (Damar Genişleticiler)
Direkt Etkili Vasodilatörler (Damar Genişleticiler), adından da anlaşılacağı üzere, damar duvarındaki düz kaslara doğrudan etki ederek onları gevşeten ve genişleten (dilate) ilaçlardır. Diğer tansiyon ilaçlarının çoğu sinir sistemini veya hormonları bloke ederken, bu ilaçlar kasa doğrudan kulağının (reseptörünün) arkasına geçerek gevşemeyi tetiklerler.
Bu ilaçlar, tıpta genellikle son çare olarak veya acil durumlarda kullanılırlar çünkü etkileri çok güçlüdür ancak yan etkileri de o kadar fazladır.
Nedir?
Damarlar normalde esnek tüpler gibidir, duvarlarında kaslar vardır. Bu kaslar kasıldığında damar daralır (tansiyon yükselir), gevşediğinde damar genişler (tansiyon düşer).
Bu ilaçların çalışma prensibi “Aracısızdır”:
-
Sinir sisteminin emrini beklemezler.
-
Kalsiyum kanallarını tam olarak bloke etmezler.
-
Doğrudan damar duvarındaki düz kas hücrelerine nüfuz ederler ve kasılması sağlayan ATP (enerji) salınımını veya biyokimyasal süreçleri baskılarlar.
Sonuç olarak damarlar aniden gevşer, direnç düşer ve kan basıncı (tansiyon) hızla aşağıya çeker.
Etkileri çok hızlıdır, Etki süreleri genellikle kısadır. Vücudun kendini savunma mekanizmasını tetiklerler (tansiyon düştüğünde kalbi hızlandırırlar).
Direkt Etkili Vasodilatörlerin Türleri
Arteriyol (Atardamar) Selektif Olanlar
Sadece atardamarları genişletirler, toplardamarları etkilemezler.
Hidralazin (Apresolin)
Ağızdan kullanılabilir (özellikle hamilelerde) ancak daha çok damardan (IV) verilerek ağır tansiyon krizlerinde kullanılır. Atardamarların duvarındaki direnci azaltırlar. Kalbi hızlandırır (Taşikardi) ve uzun süre kullanırsa Lupus benzeri bir tablo (eklem ağrıları, ateş) oluşturabilir.
Minoksidil (Loniten)
Çok inatçı ve tedaviye dirençli ciddi yüksek tansiyonda kullanılır. Çok güçlü bir damar genişleticidir.
En Ünlü Yan Etki (Vichy Çorabı): İlaç saç köklerini de uyardığı için hastalarda aşırı kıllanma (hirsutizm) yapar. Bu yan etki fark edildikten sonra ilaç, saç dökülmesi (Alopesi) tedavisi için dışarıdan sürme (saç losyonu) olarak kullanılmaya başlanmıştır.
Arteriyol ve Ven (Atardamar ve Toplardamar) Selektif Olanlar
Hem giden hem de gelen damarları genişletirler. Bu yüzden kalp üzerindeki yükü hem önden hem arkadan azaltırlar.
Sodyum Nitroprussid (Nitropuss)
Sadece yoğun bakım ortamında, damardan infüzyon (damlama) olarak verilir. Acil hipertansif krizlerde ve kalp cerrahisi sırasında ameliyat sırasında kullanılan “altın standart” ilaçtır.
Tüm vücut damarlarını anında gevşetir. Etkisi o kadar hızlıdır ki, damaldığı hemen sonraki dakikada tansiyonu düşürebilir.
Hızlı bir şekilde toksik (Siyanür) zehirlenmesine yol açabilir, bu yüzden çok titiz takip gerekir.
Nitrates (Nitrat Türevleri)
Aslında organik nitrattırlar ama mekanizmaları doğrudan damar genişletmektir.
- Nitrogliserin ve İzosorbid Dinitrat:
Göğüs ağrısı (Anjina) başladığında dil altına konan hap veya spreydir. Göğüs ağrısı için en hızlı çözümdür. Özellikle toplardamarları genişleterek vücudun bir kısmını genişler, böylece kalbin dolmasını kolaylaştırır ve kalbin oksijen ihtiyacını azaltır.
Pulmoner Vasodilatörler (Akciğer Damarlarına Özgü)
İloprost, Epoprostenol: Sadece akciğer damarlarını seçerek akciğer tansiyonunu düşürürler. Solunum yoluyla (inhalasyon) uygulanırlar.
Topikal (Dıştan Uygulanan) Vasodilatörler
-
Nitrogliserin Merhem: Damar yetersizliğine bağlı ayak yaraları için ayaklara sürülür.
-
Minoxidil Solüsyonu: Saç dökülmesi için baş derisine sürülür.
Direkt Etkili Vasodilatörlerin Görevleri ve Klinik Kullanım Alanları
Hipertansif Kriz (Acil Tansiyon Yüksekliği)
Hastanın tansiyonu tehlikeli seviyelere (örneğin 220/120 gibi) çıktığında beyinde inme riski vardır. Bu durumu hızlı çözmek için kullanılan damardan ilaçlar genellikle bu gruptandır. Hızlı bir şekilde damarı genişleterek organları korurlar.
Ağır Kalp Yetmezliği
Bazen kalbin önündeki “direnç” (tansiyon) çok yüksektir ve kalp kan pompalayamaz. Bu ilaçlar direnci düşürürek tıkalı bir hortumu açar gibi kalbin yükünü hafifletirler.
Gebelik Toksemisi (Preeklampsi / Eklampsi)
Hamilelikte tansiyon çok yükselirse anne ve bebek hayatını kaybedebilir. Hamilelikte kullanılabilecek güvenli damar genişleticiler (özellikle Hidralazin) annenin damarlarını genişleterek krizi atlatmasını sağlar.
Raynaud Fenomeni ve Periferik Vasküler Hastalık
Soğukta parmakların beyazlaşması, uyuşması veya ağrıması (damar spazmı) durumlarında, o bölgeye topikal (krem olarak) veya ağızdan bu tür ilaçlar verilerek damarların spazm çözmeleri sağlanır.
Pulmoner Hipertansiyon (Akciğer Tansiyonu)
Sadece akciğer damarlarını seçici olarak genişleten özel damar genişleticiler (İloprost, Sildenafil gibi) hayati öneme sahiptir.
Direkt Etkili Vasodilatörlerin Önemli Yan Etkileri
Direkt etkili damar genişleticilerin en büyük sorunu, vücudun doğal savunma mekanizmasını tetiklemeleridir.
Refleks Taşikardi ve Sıvı Tutulumu
İlaç damarı genişletip tansiyonu düşürdüğünde, beyin “Sıvı kaybı var gibi” (Hipotansiyon) düşünür. Bu durumu telafi etmek için böbreklerden sıvı tutmayı emreder (Sempatik sistem aktive olur).
Bunun sonucunda hastanın elleri ve ayakları şişer (ödem) ve kalbi çok hızlı atar. Bu nedenle bu ilaçlar kullanılırken neredeyse her zaman Beta Bloker (kalbi yavaşlatmak için) ve Diüretik (idrar söktürücü) ilaçlarla birlikte verilir.
Baş Ağrısı ve Yüz Kızarması
Damarlar ani genişlediğinde, baştaki damarlar da genişler. Bu da zonklayıcı baş ağrısı ve özellikle yüzde kızarıklık (flushing) yapar. Nitrogliserin kullananların ilk şikayetidir.
Tıbbi Yasal Uyarı (Disclaimer)
Bu makale, hipertansiyonunun önemli özelliklerini ve ilaçlarının çoğu önemli yan etkilerini açıklayan bir makaledir. Tanı ve tedavi niteliği taşımaz.